Kayıtlar

Nisan, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Fikri Mülkiyet Hakkında

           Bütün liberteryenler ve anarko-kapitalistler özel mülkiyeti savunuyor ve özel mülkiyet somut varlıkları da içeriyor. Bunlar taşınmazları (gayri-menkuller) ev ve arsa gibi, ve menkuller yani koltuk, araba gibi taşınabilir varlıkları içeriyor. Dahası liberteryenler ve anarko-kapitalistler ayrıca kişinin kendi bedeni üzerinde mülkiyet hakkı olduğunu da savunuyor. Buna öz-mülkiyet diyebiliriz.      Her halükarda, liberteryenler (anarko-kapitalistlerden de liberteryen olarak bahsedeceğim) tüm somut kıt kaynakların -oluşturulmuş veya sonradan edinilmiş, taşınır veya taşınmaz, veya bizim vücudumuz- spesifik kişiler tarafından sahiplenilme ve kullanılma hakkının olduğunu savunur.       Peki soyut varlıklar mülkiyet hakkına tabi midir? Fikri mülkiyet nedir? Fikri mülkiyet kavramı var olmalı mı? İcatlar, kitaplar, şarkılar, filmler vs. tıpkı somut varlıklar gibi sahiplenilebilir mi? Bu makalemde bu sorulara cevap vermeye ...

Türkiyede Eğitim Sistemi Neden Kötü?

      Önceden de söylediğim gibi, eğitimin amacı insanların ömür boyu hayatlarında işine yarayacak bilgiler öğretmektir. Bu hem sivil hayat olarak hem de mesleki hayat olarak geçerli. Türkiyede malesef bu ikisi de eksik. Aşağıda sebeplerini özet şeklinde yazacağım. Ardından bunu nasıl düzelteceğimize dair tavsiyeler de vereceğim.      Öncelikle bizim eğitim sistemimiz -biraz klişe olacak- tamamen ezbere dayalı. Şaka yapmıyorum. İşin daha kötüsü, bu ezberletilen bilgiler daha sonra sınav kağıdının üzerine kusulmak üzre yutuluyor. Sonra bu ezberletilen bilgiler çok değil, bir ay geçmeden unutuluyor. Peki buradaki amaç nedir? Sadece öğretmenlere, pedagoglara, akademisyenlere şunları sorsak ne cevap alırız acep? Well, öğrencilerin derste ne kadar performans gösterdiğini ölçmek için kuıllanıyoruz diyecekler.       Buradan şu problemler de gün yüzünde çıkıyor: Peki performansını ölçebiliyor musun? Hayır ölçemiyorsunuz. Öğrettiklerinizin yarısı...

Dil ve Anarşizm

     Dil neden kurumlardan bağımsız olmalıdır? Dil neden o dili konuşan halka ait olmalıdır? Neden devletler dile müdahale etmemeli? Bu yazımda  bu soruları az çok cevaplayacağım.      İlk önce diller nasıl oluştu buna bakalım. İnsan dilinin yaklaşık M.Ö. 80.000 yıllarına kadar dayanan tarihi var. Atalarımız olan Neandertaller esnek ve daha az kompleks dil konuşuyorlardı. Dil insanlığın varoluşundan beri süregelen bir iletişim aracıdır. Her topluluk kendi dil yapısını oluşturmuştur. Sonra bu diller kendi alt dil gruplarını oluşturdu. Hint-Avrupa, Altay, Semitik vesaire şeklinde dil aileleri oluştu. Daha bilmediğimiz on binlerce dil var. Bu diller toplulukların kendi aralarındaki etkileşimleriyle meydana geldi. Yukarıdan bir otoriter figür insanlara nasıl konuşulacağını dayatmadı.      Bir dilin zenginliğini kabaca o dildeki kelime sayısı belirler. Mesela Toki Pona’dan bir misal verelim. Toki Pona 100-200 temel kelimeden oluşan bir yapay ...